BİR FİNCAN KAHVE HİÇTİK SENİNLE
![]() |
| BİR FİNCAN KAHVE HİÇTİK SENİNLE |
“Kaplumbağalar dolaşıyor burada,
hatta bak işte şu şu da tespihe benziyor.” dedi gözleri fincanda pür dikkat. Ben
bavula benzettim ama ona demedim.
Ona: “Soğumuş telvede kahverengi hayat öngörülerine mi kaldı ömrümüz? Hadi
canım.” dedim, şöyle bi irkildi. Beklemiyordu. Kazık sorunun önünde eğildi
mahzun... Gülmesini yeğlerdim. Gülmedi. Tabağı fincanı bıraktı masaya. Kahve
keyfinin içine ettiğim için sustu. Kimi susmalar öldürür insanı, keşke susmasaydı,
gülseydi…
Ne demek istediğimi anlasın istedim, devam ettim: “Umutsuzluktan
şüpheli gözaltına alınan ilk sen misin sanıyorsun? Bak duvarlarımıza! Gör! Ayaklarımızın
altına yakışır çıyanları ne çok hep ömrümüzün, ne çok yok şu koridorların sonunda
hiç kapılar… Al işte! Bak şuraya da: Zindan Kafe’de işte o çıyan ruhları
oturmuşlar, seni beni de bekliyorlar. Masa sandalyesi de çok, buyur otur!” dedim.
“Elinde kahven bir sabah ve her sabah kahverengi cinayetler olsun fincanlarımızın
dibinde diye köpürtme kahveni asla.” dedim.
Masada fincanlar kirli kaldı… Bıraktı gitti beni.
Hayır gitmesi değil belki ama kapı kapanma seslerinden nefret ediyordum.
Ve sonra Bob Rose kıvamında, belki şurada da bir kapı vardır diye bir kapı
çizdim koridorumun duvarına. Simsiyah duvarımın ortasına bembeyaz bir kapı
sızdırdım. Yere çöktüm, elimde kalan kahvem bütün telveyi yedim parmak parmak.
Fallarımı yedim. Bütün kısmetlerimi yiyip yuttum. İçim köpürüverdi sonra ocağa taştı.
Bütün fallar, konuşup durdu içimde. Kalbim, asıl şimdi karardı. Şimdi daha da tümsekli,
uzunlu kısalı yollar vardı içimde, şimdi... İçimde gölgeler hep bu yüzden. Bence
zaten ne fincan ne tabak soğumamıştı, bu fal çıkmazdı…
Çok olamazdık, bunu sen de biliyordun…
Bir fincan hiçtik seninle. Bazı kahveler yenilir, içilmezdi.
Bazı koridorlar oturup ağlamak içindi.
26.09.2015-Oktay Esgin
26.09.2015-Oktay Esgin

Yorumlar
Yorum Gönder